29 Şubat 2012 Çarşamba

Köy Öğretemeni

Mrb. Ben yıllardan beri öğretmenlik yapan bir beyim arkadaşlarım arasında saygın güvenilir biriyim. Fiziksel olarak ta 45 beş yaşında ve oldukça yakışıklıyım. Beyaz saçlarımda ayrıca fiziksel görünüşüme bir hava katmakta. Aslında hayatımın büyük kısmı gayet sakin ve rutin içinde geçti. Ama bu sitedeki hikayeleri gördüğümde ilk öğretmenlik yıllarımda köyde yaşadığım maceralar aklıma geldi. Gerçekten çok güzel günlerdi. 1985 yılında o zaman iki olan sınıf öğretmenliğinden mezun oldum ve Anadolu'nun ücra köşelerinin birinde öğretmenliğe başladım. Ne köydü ama tüm imkanlardan yoksundu. Öyle garip ve yoksuldu ki anlatamam. Su yok, elektrik yok,yol yok aklınıza daha ne gele biliyorsa. Yaklaşık 50 hane ve ilçe merkezine 45 km uzaklıkta ve en yakın köy 15 km uzakta ve bu mesafe ancak at ve eşekle gidile biliyordu. Halk hayvancılıkla uğraşıyordu. Aslında güzeldir doğası vardı.Yüksek bir yamaçta kurulmuştu. Bir tarafta Ormanlık alan bir tarafta da küçük bir dere ve kıraç araziler vardı. Tabii benim gibi Ankara'da doğup büyümüş ve eğitim görmüş biri için pek katlanılmazdı. hele üniversite hayatından sonra hiç katlanılmazdı. Eh ne yapalım ekmek parası dedik yollara düştük. Üç günlük bir yolculuktan sonra köyüme daha varmadan şok olmuştum. Yollar dağlar ulaşılmazdı. Fakat en yükseklere vardığımızda insanlar nasıl yaşar burada dedim ve hemen o gün istifa edip gitmeyi düşündüm ama başka çarem yoktu. Babam altı ay önce vefat etmişti ve bir kardeşim üniversiteye o yıl başlamıştı ailemin benim yardımıma ihtiyacı vardı. Geri dönemezdim. Öylede oldu. Köy halkı ise çok cana yakındı. Bu durumda beni biraz cesaretlendirdi. Yabancıya çok hoşgörülüydüler birde tabii öğretmendim.Köyde eğitimden önce aslında okul yapmak gerekti. Aslında okul denen bir yer ve bir lojman vardı ama tamamen harabe idi. Çünkü köye beş yıldır ne milli öğretmen ne de milli eğitim müdürlüğü uğramamıştı. Bir hafta kadar uğraştıktan sonra biraz kullanılır hale geldi. Tabii köylülerin yardımı ile tabii. İnanılmaz yardım sever çalışkan insanlardı. 60-70 yaşlarında insanlar kadın erkek çalışıyordu. Zaten pek geçte yoktu ya. Sonunda 10 gün kadar geçte olsa okulda eğitime başladık. İlk gördüğümde şok olmuştum 80 kadar öğrencim vardı. Yaşları 6 ile 15-16 arasında ve 50 kadarı kız 30 kadarı da erkekti. Hayretler içinde kalmıştım. Nasıl olurdu hem bu yaşta hem bu kadar çok kız. Tabi faktör kızlar konusunda biraz benmişim ama 5 yıldır öğretmen olmadığı için özellikle erkek çocukları bir şekilde eğitim için yakın yerlere veya çeşitli il merkezlerine tanıdık yanlarına gönderilmişti.Bir süre sonra benden pek yüz bulamayan yetişkin kızlar birer ikişer okulu bıraktı bende aslında biraz zorlamıştım nemelazım bu zor günlerde birde onları başıma bela edecektim. İlginç bir durum oldu. Bu davranışım köylüler tarafından takdir gördü. Tabii imamında destekleriyle. Öğrencilerinse köy öğrencileriydi. Bildiğin saf ama aslında doğa ve hayvanlar hakkında bir o kadar bilgili idiler. hepsine baştan okuma yazmadan başladım ve bazıları çok gayretli ve zekiydi ama çoğu da çok zayıftı ilgileri hiç yoktu derse karşı. Hepsi hayvanların içinde sabah akşamlar onlarla ilgileniyorlardı. Birde oyun işi olunca tabii bazen sınıfın yarısı bile sınıfta olmuyordu. Biraz köylüyü sıkıştırdım çocukları ellemeyim okula mutlaka gönderin diye filan ama nafile bir gün köyün muhtarı tam köylü Mehmet ağa idi.Bol bol atardı. Köpek ve av hastası idi. Birde oğlu vardı aynen kendi gibi. Babası bir gün beni caminin yanında çağırdı. 'hele hele öğretmen Bey, otur şöyle bakıyım.' neyse oturdum. Meseleyi uzatmadan hemen çocuklara getirdi. 'Hoca onlar olmassa biz bişey yapamayız onlar elimiz ayağımız.fazla sıkıştırma, biraz okuma yazma öğrensinler. hem bunların hepsi doktor mühendis olursa hayvanları kim otlatır, bak benim Süloya ondan ancak çoban olur' dedi. Bana da mantıklı geldi. Bende pek önemsemedim zaten yaşı büyük olanları kaydetmemiştim. Zamanla kırk kadar öğrencim devamlı geliyordu. Onların yaşları da 8-10 civarında idi. Yalnız birkaç öğrenci vardı onlarda zeki idi. Bir tane muhtarın 12 yaşında kızı vardı. Zeki idi ama içine çok kapanıktı. Erkeklerde ise bir kaç tane ve daha zeki idiler. Köyde ilk günlerin fena değildi. Gündüz öğrencilerle okulda, öğleden sonrada da yine onlar top falan oynayarak vakit geçiriyordum. Okul köyün merkezindeydi. Ön tarafı açık ama sağ, sol ve arkasında biri muhtarın olmak üzere evler vardı. Gelen gecen köylülerle de sık sık laflıyorduk. Akşamları ise elektirk yoktu ama köylüler her akşam çağırıyordu. Hem yemek için hem de sohbet içindi. En çokta tabii muhtar çağırır bol bol anlatırdı ki bazen gına gelirdi. Akşamda erken vakitte gelip yatardım. Artık zamanla köy hayatına alışmaya başlamıştım. Öğrencilerin oldukça iyi niyetli saf ama bir o darda yaramazdılar. Erkeklerin işleri güçleri hayvanlardı. Eşek, köpek, koyun,kuzu. Kah köpek dövüştürür, kah eşek yarıştırır, bazen kuzu otlatır yada çobana azık götürürlerdi. Çocuklar için de çok fazla yapacak şey yoktu. Benim içinde onun için hafta sonları sık sık ilçeye gidiyordum. Orda hem ihtiyaçları alıyor hem de öğretmen evinde vakit geçiriyordum. Okulumu öğrenenler hep acıyarak bakardı. Aslında bunlar iyi günlerimmiş. Kasım geldiğinde işler değişti. Ekimden itibaren havalar soğumuştu ama karın bu kadar erken bastıracağını tahmin etmemiştim. Kasımın ilk haftası hafif kar atıştırmıştı. Muhtar:Ben bir köy öğretmeniyim. Büyük zorluklar yaşadım ama iyi yanları da yok değildi köylerin. İnsana çok değişik hayat deneyimleri ve zevkleri yaşata biliyordu. İnsan yeter ki zevk almasını bilsin. Geçenlerde anlattığım hikâyenin devamını anlatacağım. Anlattığı hikâye daha işin en başlangıcıydı.Ben o akşam kendime bir türlü gelemedim. Neler yapmıştım tam farkında bile değildim. Bir türlü aklım almıyordu. Lakin harika bir heyecandı. Bütün gece bunu düşündüm ve sabaha kadar nerdeyse uyamadım. Sabah kalktığımda vakit epey olmuş ve ders saati başlamak üzereydi. Hemen apar topar giyindim. Dışarı çıktığımda hava inanılmazdı. Öyle bir fırtına vardı ki anlatamam. Okulun bahçesi tamamen karla dolmuş ve adım atacak bir durum yoktu. Zorla okula vardım. Gerçekten felaketti. Sınıfa girdiğinde ancak bir kaç öğrencinin olduğunu gördüm. Sobayı yakmaya uğraşıyorlardı. Soğuktan elleri yüzleri mos mor olmuştu. Bende onlarla birlik olup hemen sobayı tutuşturduk. O sırada Sülo geldi.

0 yorum:

Yorum Gönder

 
© 2013 erotik sex hikaye | Designed by Making Different | Provided by All Tech Buzz | Powered by Blogger